Kaan
New member
Merhaba sevgili forumdaşlar — uzunca bir süredir tezgahlarda, marketlerde el yakar şekilde karşılaştığımız Antep fıstığı meselesini birlikte irdelemek istiyorum. Neden bu kadar pahalı hâle geldi? Arkadaş sohbetlerinde, kahvehane köşelerinde, aile sofralarında bu soruyla karşılaşan çok oldu; gelin, hem verilerle hem de insan hikâyeleriyle bu soruya birlikte yaklaşalım.
Kuraklık, İklim Değişikliği ve Düşük Verim
Son yıllarda Güneydoğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaşanan kuraklık ve su kaynaklarındaki azalma, antep fıstığı üretimini ciddi şekilde etkiledi. Uluslararası tarım kuruluşlarının 2023 raporlarına göre dünya antep fıstığı üretiminin yaklaşık %60’ını Türkiye sağlıyor; ancak 2022–2024 döneminde sıcaklık artışı ve yağış düzeninin bozulması nedeniyle verim, önceki yıllara göre neredeyse yarı yarıya düştü. Bazı bölgelerde ağaç başına düşen ürün miktarı 5–6 kilogramdan 2–3 kilograma geriledi.
Bu düşüş doğrudan arzı kısıtlayınca, fiyatlar doğal olarak yukarı yönlü tepki verdi. Bir fıstıkçının dediği gibi: “Ağaç vardı, fidan yok demek.” Üretim azaldıkça, kalan fıstığın değeri arttı — bunu raf fiyatlarına yansıtabiliriz.
İşçilik Maliyeti ve Toplama Zorluğu
Antep fıstığı hasadı, el emeği, zamanlama ve sabır gerektiriyor. Ağır yaz sıcaklarında, sabahın erken saatlerinde, çatallı kamışlarla ağaçları sarsarak meyveleri yere düşürmek; ardından elle toplamak gerekiyor. Ne var ki; son yıllarda kırsaldan merkeze doğru göç, genç nüfusun şehirde iş araması; ayrıca asgari ücretin artması gibi faktörler, tarımda işçilik maliyetini ciddi biçimde yükseltti.
Şöyle düşünün: birkaç yıl öncesine kıyasla işçi ücreti %40–50 civarında artmış olabilir; bu da kilosu toplama masrafıyla birlikte 10–15 TL olan fıstığın maliyetini 25–30 TL’ye taşıyabilir. Arz kısmı daralırken maliyet yapısı da yukarı kaydığında, ürünün nihai fiyatı üzerinde durmak zorunda.
İhracat Talebi ve Kur Farkı
Ancak sadece üretim ve maliyet değil — dünya pazarındaki talep de önemli. Orta Doğu’dan Avrupa’ya kadar uzanan tatlı ve atıştırmalık endüstrisi, Türkiye’den antep fıstığına yöneldi. Özellikle Ramazan, Kurban Bayramı gibi dönemlerde, Türkiye iç talebi artarken ihracat siparişleri de yükseldi.
Döviz kurunun yükselişiyle birlikte, ihracatçılar ellerindeki fıstığı yurtdışına yüksek fiyattan satmayı göze aldı. Bu da iç piyasada kalan stokun azalmasına ve fiyatın yukarı çıkmasına neden oldu. İç piyasadaki tüketici olarak biz, o dış talebin gölgesinde raflardaki fiyat farkını hissediyoruz.
İnsan Hikâyeleri: Tarlada Gülen Yüzler, Raflarda Yorgun Fiyatlar
Mesela geçen yaz, Gaziantep’e yolum düşmüştü. Tarlada, güneşin kavurduğu toprakta çalışan yaşlı bir çiftçi vardı: 60 yaşında, adı Hüseyin. Dedim ki: “Geçen seneye göre ürün biraz düşük diyorlar, siz ne diyorsunuz?” Gözleri uzaklara gitti. “Yağmur az geldi, ağaçlar kurudu; geçen yıl dal dal verdik, bu yıl sepet sepet değil, avuç avuç topladık.” Hayatı boyunca fıstıkla uğraşmış biri için bu, hem maddi hem manevi bir kayıptı.
Sonra Gaziantep merkezindeki küçük bir fıstıkçı dükkânında tanıştığım genç bir kadın — adı Ayşe — bana içten bir çay ikram etti. Raflarda 500 gramlık paket fiyatlarının artışını görünce şaşırdığımı söyledim. Ayşe şöyle dedi: “Eskiden bayramda, komşulara, akrabalara küçük kutular dağıtırdık. Şimdi topyekûn bir hasret var; fiyat artınca, o dağıttığımız kutular küçülüyor. Ama bir araya gelince yine paylaşıyoruz. Bu fıstık sadece tatlı malzemesi değil, aynı zamanda hatıra demek.”
Kadın gözüyle bakınca; antep fıstığı, tarifsiz bir tadın ötesinde — paylaşmanın, misafirperverliğin, anıların bir parçası hâline gelmişti. Bir tatlı düşünün: ceviz ya da badem değil; antep fıstığı… Bazen fiyat yüksekliğinden azaltsanız bile, kokusu ve hatırası aynı kalıyor.
Erkek–Kadın Perspektifi: Pratik Fiyat mı, Topluluk Değeri mi?
Erkek görüş açısından bakarsak — özellikle bütçesini planlayan, alışveriş listesiyle hareket eden bir baba veya koca için — antep fıstığı artık “lüks gider” kategorisine kaydı. Bir paket antep fıstığı alınca yıllık hane içi çerez bütçesi artıyor; hesap-kitap yapan biri için bu değişim göze çarpıyor. “Kilosu neden 600 TL?” sorusu aslında şu demek: “O parayı verirsem yerine ne alsam?” Belki bakliyat, kuruyemiş karışımı, ya da kuru üzüm…
Kadınlar açısından ise bu mesele biraz daha duygusal ve topluluk odaklı. Fiyat artsa bile bazen “Misafir gelecek, çerez olsun” diyerek, “Ben az alırım” diyerek tercihler yapılıyor. Antep fıstığı bir yatırım, bir paylaşım – bir gelenek devamı. Ayşe gibi bir kişi için fiyat yükseldi diye vazgeçmek, aslında bir hikâyeyi, bir paylaşmayı, bir geleneği ertelemek demek.
İşte bu yüzden pek çok kadın hâlâ raflarda arıyor. Bir köşe fıstık, bir aile ziyareti, bir bayram masası — târihten bugüne uzanan o sıcaklığın devamı için uğraşıyor.
Gelecek: Fiyat Daha da Artar mı?
Eğer kuraklık, su yönetimi, küresel ısınma, tarım politikaları ve işçilik maliyeti gibi faktörler değişmezse; önümüzdeki yıllarda antep fıstığı fiyatlarının daha da artması mümkün. Üretim alanlarının daralması — örneğin şehirleşme, sanayiye arazi açılması, tarıma uygun alanların azalması — arz tarafını daha da kısıtlayabilir.
Öte yandan, iç talep ve ihracat talepleri sabit kalır ya da artarsa, fiyat dengesi çarpıklaşmaya devam eder. Bu durumda, antep fıstığı bir “lüks çerezden” ziyade “lüks nostalgia” hâline gelebilir: eski bayramların, dost sohbetlerinin, akraba ziyaretlerinin hatırası.
Sevgili forumdaşlar — siz ne düşünüyorsunuz?
- Bu fiyat artışını siz pratik açıdan mı değerlendiriyorsunuz, yoksa paylaşım ve topluluk değeri üzerinden mi?
- Sence bu süreç, antep fıstığını sadece bir tüketim maddesi olmaktan çıkarıp sosyal bir değer hâline mi getirdi?
- Gelecek birkaç yıl içinde fiyatın artış trendi devam eder mi? Siz bu durumda fıstık tüketiminizi azaltır mısınız, yoksa eski geleneği korumayı mı tercih edersiniz?
Söz sizde
Kuraklık, İklim Değişikliği ve Düşük Verim
Son yıllarda Güneydoğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaşanan kuraklık ve su kaynaklarındaki azalma, antep fıstığı üretimini ciddi şekilde etkiledi. Uluslararası tarım kuruluşlarının 2023 raporlarına göre dünya antep fıstığı üretiminin yaklaşık %60’ını Türkiye sağlıyor; ancak 2022–2024 döneminde sıcaklık artışı ve yağış düzeninin bozulması nedeniyle verim, önceki yıllara göre neredeyse yarı yarıya düştü. Bazı bölgelerde ağaç başına düşen ürün miktarı 5–6 kilogramdan 2–3 kilograma geriledi.
Bu düşüş doğrudan arzı kısıtlayınca, fiyatlar doğal olarak yukarı yönlü tepki verdi. Bir fıstıkçının dediği gibi: “Ağaç vardı, fidan yok demek.” Üretim azaldıkça, kalan fıstığın değeri arttı — bunu raf fiyatlarına yansıtabiliriz.
İşçilik Maliyeti ve Toplama Zorluğu
Antep fıstığı hasadı, el emeği, zamanlama ve sabır gerektiriyor. Ağır yaz sıcaklarında, sabahın erken saatlerinde, çatallı kamışlarla ağaçları sarsarak meyveleri yere düşürmek; ardından elle toplamak gerekiyor. Ne var ki; son yıllarda kırsaldan merkeze doğru göç, genç nüfusun şehirde iş araması; ayrıca asgari ücretin artması gibi faktörler, tarımda işçilik maliyetini ciddi biçimde yükseltti.
Şöyle düşünün: birkaç yıl öncesine kıyasla işçi ücreti %40–50 civarında artmış olabilir; bu da kilosu toplama masrafıyla birlikte 10–15 TL olan fıstığın maliyetini 25–30 TL’ye taşıyabilir. Arz kısmı daralırken maliyet yapısı da yukarı kaydığında, ürünün nihai fiyatı üzerinde durmak zorunda.
İhracat Talebi ve Kur Farkı
Ancak sadece üretim ve maliyet değil — dünya pazarındaki talep de önemli. Orta Doğu’dan Avrupa’ya kadar uzanan tatlı ve atıştırmalık endüstrisi, Türkiye’den antep fıstığına yöneldi. Özellikle Ramazan, Kurban Bayramı gibi dönemlerde, Türkiye iç talebi artarken ihracat siparişleri de yükseldi.
Döviz kurunun yükselişiyle birlikte, ihracatçılar ellerindeki fıstığı yurtdışına yüksek fiyattan satmayı göze aldı. Bu da iç piyasada kalan stokun azalmasına ve fiyatın yukarı çıkmasına neden oldu. İç piyasadaki tüketici olarak biz, o dış talebin gölgesinde raflardaki fiyat farkını hissediyoruz.
İnsan Hikâyeleri: Tarlada Gülen Yüzler, Raflarda Yorgun Fiyatlar
Mesela geçen yaz, Gaziantep’e yolum düşmüştü. Tarlada, güneşin kavurduğu toprakta çalışan yaşlı bir çiftçi vardı: 60 yaşında, adı Hüseyin. Dedim ki: “Geçen seneye göre ürün biraz düşük diyorlar, siz ne diyorsunuz?” Gözleri uzaklara gitti. “Yağmur az geldi, ağaçlar kurudu; geçen yıl dal dal verdik, bu yıl sepet sepet değil, avuç avuç topladık.” Hayatı boyunca fıstıkla uğraşmış biri için bu, hem maddi hem manevi bir kayıptı.
Sonra Gaziantep merkezindeki küçük bir fıstıkçı dükkânında tanıştığım genç bir kadın — adı Ayşe — bana içten bir çay ikram etti. Raflarda 500 gramlık paket fiyatlarının artışını görünce şaşırdığımı söyledim. Ayşe şöyle dedi: “Eskiden bayramda, komşulara, akrabalara küçük kutular dağıtırdık. Şimdi topyekûn bir hasret var; fiyat artınca, o dağıttığımız kutular küçülüyor. Ama bir araya gelince yine paylaşıyoruz. Bu fıstık sadece tatlı malzemesi değil, aynı zamanda hatıra demek.”
Kadın gözüyle bakınca; antep fıstığı, tarifsiz bir tadın ötesinde — paylaşmanın, misafirperverliğin, anıların bir parçası hâline gelmişti. Bir tatlı düşünün: ceviz ya da badem değil; antep fıstığı… Bazen fiyat yüksekliğinden azaltsanız bile, kokusu ve hatırası aynı kalıyor.
Erkek–Kadın Perspektifi: Pratik Fiyat mı, Topluluk Değeri mi?
Erkek görüş açısından bakarsak — özellikle bütçesini planlayan, alışveriş listesiyle hareket eden bir baba veya koca için — antep fıstığı artık “lüks gider” kategorisine kaydı. Bir paket antep fıstığı alınca yıllık hane içi çerez bütçesi artıyor; hesap-kitap yapan biri için bu değişim göze çarpıyor. “Kilosu neden 600 TL?” sorusu aslında şu demek: “O parayı verirsem yerine ne alsam?” Belki bakliyat, kuruyemiş karışımı, ya da kuru üzüm…
Kadınlar açısından ise bu mesele biraz daha duygusal ve topluluk odaklı. Fiyat artsa bile bazen “Misafir gelecek, çerez olsun” diyerek, “Ben az alırım” diyerek tercihler yapılıyor. Antep fıstığı bir yatırım, bir paylaşım – bir gelenek devamı. Ayşe gibi bir kişi için fiyat yükseldi diye vazgeçmek, aslında bir hikâyeyi, bir paylaşmayı, bir geleneği ertelemek demek.
İşte bu yüzden pek çok kadın hâlâ raflarda arıyor. Bir köşe fıstık, bir aile ziyareti, bir bayram masası — târihten bugüne uzanan o sıcaklığın devamı için uğraşıyor.
Gelecek: Fiyat Daha da Artar mı?
Eğer kuraklık, su yönetimi, küresel ısınma, tarım politikaları ve işçilik maliyeti gibi faktörler değişmezse; önümüzdeki yıllarda antep fıstığı fiyatlarının daha da artması mümkün. Üretim alanlarının daralması — örneğin şehirleşme, sanayiye arazi açılması, tarıma uygun alanların azalması — arz tarafını daha da kısıtlayabilir.
Öte yandan, iç talep ve ihracat talepleri sabit kalır ya da artarsa, fiyat dengesi çarpıklaşmaya devam eder. Bu durumda, antep fıstığı bir “lüks çerezden” ziyade “lüks nostalgia” hâline gelebilir: eski bayramların, dost sohbetlerinin, akraba ziyaretlerinin hatırası.
Sevgili forumdaşlar — siz ne düşünüyorsunuz?
- Bu fiyat artışını siz pratik açıdan mı değerlendiriyorsunuz, yoksa paylaşım ve topluluk değeri üzerinden mi?
- Sence bu süreç, antep fıstığını sadece bir tüketim maddesi olmaktan çıkarıp sosyal bir değer hâline mi getirdi?
- Gelecek birkaç yıl içinde fiyatın artış trendi devam eder mi? Siz bu durumda fıstık tüketiminizi azaltır mısınız, yoksa eski geleneği korumayı mı tercih edersiniz?
Söz sizde
