Kaan
New member
Asıl soru belki de şu olmalı:
Bu ekran çocuğun hayatına ne katıyor ve hayatından ne götürüyor?
Anne ve babaların yaklaşımı neden birbirinden farklı olabilir?
Bu konuda kadınları “duygusal”, erkekleri “mantıklı” diye kesin kategorilere ayırmanın doğru olmadığını özellikle düşünüyorum. Her ailede roller, kişilikler ve ebeveynlik biçimleri farklı.
Yine de toplumda sık rastlanan bazı yaklaşım farklılıklarını tartışmak mümkün.
Bazı babalar probleme daha stratejik yaklaşabiliyor: “Günde kaç saat ekran var? Ne zaman başladı? Ekranı azaltırsak hangi davranış değişecek? Bir plan yapalım ve sonucu takip edelim.” Bu yaklaşım, ölçülebilir bir düzen oluşturmak açısından faydalı olabilir.
Bazı anneler ise çocuğun duygusal durumuna ve ilişkinin niteliğine daha fazla odaklanabiliyor: “Ekranı elinden aldığımda neden bu kadar zorlanıyor? Onun için ekran ne ifade ediyor? Gün içinde benimle ne kadar gerçek iletişim kuruyor?” Bu bakış açısı da çocuğun davranışının arkasındaki ihtiyacı anlamaya yardımcı olabilir.
Ama bunları cinsiyet kuralı olarak görmek yanlış olur. Stratejik düşünen anneler, son derece empatik babalar, hem analitik hem ilişkisel yaklaşan ebeveynler var. Önemli olan iki yaklaşımın güçlü taraflarını bir araya getirmek.
Çünkü çocuğun gelişimini anlamak yalnızca “kaç dakika ekran izledi?” sorusuyla mümkün değil.
Aynı zamanda “Bugün bizimle ne kadar iletişim kurdu?”, “Nasıl oynadı?”, “Uyudu mu?”, “Kendi ihtiyaçlarını nasıl ifade etti?” gibi sorular da önemli.
Asıl tehlike ekran mı, yoksa ekranın hayatın yerini alması mı?
Bu ayrım bence tartışmanın merkezinde olmalı.
Bir çocuk 30 dakika eğitsel bir uygulama kullanıyor ve ardından ailesiyle oyun oynuyorsa, durum ile günün büyük bölümünü tek başına videolar izleyerek geçiren bir çocuğun durumu aynı değil.
Amerikan Pediatri Akademisi'nin güncel yaklaşımı da sabit bir “her çocuk için güvenli ekran saati” sayısından ziyade çocuğun yaşı, içerik, ekranın kullanım biçimi, aile ilişkileri ve ekranın başka hangi etkinliklerin yerini aldığı gibi unsurlara dikkat çekiyor. HealthyChildren.org+1
Bu yüzden “günde tam olarak kaç saat?” sorusundan önce şunlara bakmak daha anlamlı:
- Ekran çocuğun uykusunu bozuyor mu?
- Ekran yüzünden oyun ve hareket azalıyor mu?
- Çocuk ekran dışında insanlarla iletişim kuruyor mu?
- Ekran kapatıldığında olağanüstü düzeyde zorlanıyor mu?
- Ekran, ebeveynle etkileşimin yerini mi alıyor?
- Kullanılan içerik çocuğun gelişimsel düzeyine uygun mu?
- Ekran bir iletişim veya öğrenme aracı olarak mı kullanılıyor?
Peki otizm varsa “düzelir” mi?
Burada kullandığımız dil bile önemli.
Otizm, “ekranı azaltınca ortadan kalkacak” bir hastalık olarak ele alınmamalı. Dünya Sağlık Örgütü otizmin farklı ihtiyaç ve yetenekleri olan geniş bir grup insanı kapsadığını ve bazı bireylerin bağımsız yaşayabilirken bazılarının yaşam boyu desteğe ihtiyaç duyabileceğini belirtiyor. Dünya Sağlık Örgütü
Bununla birlikte gelişim değişebilir.
Çocuk iletişim becerilerini geliştirebilir, günlük yaşam becerileri kazanabilir, davranışlarını düzenlemeyi öğrenebilir ve eğitimsel desteklerden fayda görebilir. Dünya Sağlık Örgütü de otizmle ilişkili ihtiyaçlarda davranışsal, psikososyal, konuşma ve diğer destekleyici müdahalelerin kullanılabildiğini belirtiyor. Dünya Sağlık Örgütü
Bu nedenle ailelerin hedefini “otizmi yok etmek” yerine çocuğun iletişim, bağımsızlık, öğrenme ve yaşam kalitesini artırmak üzerine kurması daha gerçekçi olabilir.
Ne zaman uzman değerlendirmesi düşünülmeli?
Bir çocukta konuşma gecikmesi, ismine tepki vermeme, sosyal etkileşimde belirgin farklılık, tekrarlayıcı davranışlar veya gelişimsel becerilerde gerileme fark ediliyorsa yalnızca ekranı kesip aylarca beklemek yerine çocuk doktoru ve gerektiğinde gelişimsel değerlendirme konusunda uzman sağlık profesyonellerinden yardım almak daha güvenlidir.
Özellikle daha önce kazanılmış becerilerin kaybedilmesi gibi bir durum varsa “ekrandandır, geçer” şeklinde düşünmek doğru olmaz.
Ekranı azaltmak ise değerlendirmeyi bekleyen bir aile için bile günlük yaşam açısından makul bir düzenleme olabilir. Fakat bunu bir “otizm tedavisi” olarak görmek başka bir şeydir.
Bu tartışmada güçlü ve zayıf taraflar neler?
“Ekran çocuk gelişimini etkileyebilir” görüşünün güçlü tarafı, ekranın uyku, fiziksel aktivite, sosyal etkileşim ve oyun gibi önemli alanların yerini alabileceğine ilişkin genel gelişimsel kaygıların bilimsel olarak araştırılıyor olmasıdır. American Academy of Pediatrics
Zayıf tarafı ise bu ilişkiden doğrudan “ekran otizme neden olur” sonucuna atlamaktır.
“Ekranın otizmle hiçbir ilgisi yoktur” görüşü de fazla kesin olabilir. Çünkü araştırmalar ekran kullanımı ile otizm özellikleri arasında çeşitli ilişkiler bildirmiş durumda. PubMed+1
Ancak bunun zayıf tarafı, ilişkiyi nedensellik olarak yorumlamaktır.
Bence en bilimsel yaklaşım iki uçtan da uzak durmak:
Ne “ekran kesinlikle otizm yapar” demek, ne de “ekranın hiçbir önemi yok” demek.
Kendimize hangi soruları sormalıyız?
Çocuğunuzun ekran kullanımını değerlendirirken belki de şu sorular daha faydalı olabilir:
Çocuğum ekran izlediği için mi sosyal iletişimden uzaklaşıyor, yoksa zaten zorlandığı için ekrana mı yöneliyor?
Ekranı azalttığımda hangi beceriler gerçekten gelişiyor?
Ekranı tamamen kaldırmak mı, yoksa kullanım biçimini değiştirmek mi daha doğru?
Çocuğum ekran dışında ne kadar konuşuyor, oynuyor, hareket ediyor ve benimle etkileşim kuruyor?
Gördüğüm değişiklik gerçekten gelişimsel bir ilerleme mi, yoksa yalnızca ekranın yarattığı davranışsal uyarılmanın azalması mı?
Ve belki en önemlisi:
Çocuğumu “normalleştirmeye” mi çalışıyorum, yoksa onun iletişim kurabilmesini, öğrenebilmesini ve daha iyi bir yaşam sürdürebilmesini mi hedefliyorum?
Bu soruların cevabı her çocukta farklı olacaktır.
Sonuç olarak, ekranı azaltmak bazı çocuklarda belirgin olumlu değişiklikler yaratabilir; fakat mevcut bilimsel kanıtlar “ekran otizme neden olur ve ekran bırakılınca otizm düzelir” şeklinde bir sonuca izin vermiyor. Araştırmalar arasındaki farklılıklar, ters nedensellik ve diğer gelişimsel faktörler dikkate alınmalı. AAP+2PubMed+2
Bence ebeveyn açısından en sağlıklı yaklaşım, ekranı şeytanlaştırmadan ama küçümsemeden değerlendirmek. Ekranın çocuğun hayatında ne kadar yer kapladığı kadar, hangi şeylerin yerini aldığına bakmak gerekiyor.
Çünkü bazen mesele tabletin kendisi değil; tablet yüzünden kaçırılan oyun, sohbet, uyku, hareket ve insan ilişkileri olabilir. Bazen de tam tersine tablet, çocuğun dünyayla bağlantı kurmasını sağlayan değerli bir araç olabilir.
İki ihtimali de görebilmek, “ekran otizmi” gibi kolay ama fazla kesin açıklamalardan daha bilimsel bir başlangıç noktası gibi görünüyor.
Bu ekran çocuğun hayatına ne katıyor ve hayatından ne götürüyor?
Anne ve babaların yaklaşımı neden birbirinden farklı olabilir?
Bu konuda kadınları “duygusal”, erkekleri “mantıklı” diye kesin kategorilere ayırmanın doğru olmadığını özellikle düşünüyorum. Her ailede roller, kişilikler ve ebeveynlik biçimleri farklı.
Yine de toplumda sık rastlanan bazı yaklaşım farklılıklarını tartışmak mümkün.
Bazı babalar probleme daha stratejik yaklaşabiliyor: “Günde kaç saat ekran var? Ne zaman başladı? Ekranı azaltırsak hangi davranış değişecek? Bir plan yapalım ve sonucu takip edelim.” Bu yaklaşım, ölçülebilir bir düzen oluşturmak açısından faydalı olabilir.
Bazı anneler ise çocuğun duygusal durumuna ve ilişkinin niteliğine daha fazla odaklanabiliyor: “Ekranı elinden aldığımda neden bu kadar zorlanıyor? Onun için ekran ne ifade ediyor? Gün içinde benimle ne kadar gerçek iletişim kuruyor?” Bu bakış açısı da çocuğun davranışının arkasındaki ihtiyacı anlamaya yardımcı olabilir.
Ama bunları cinsiyet kuralı olarak görmek yanlış olur. Stratejik düşünen anneler, son derece empatik babalar, hem analitik hem ilişkisel yaklaşan ebeveynler var. Önemli olan iki yaklaşımın güçlü taraflarını bir araya getirmek.
Çünkü çocuğun gelişimini anlamak yalnızca “kaç dakika ekran izledi?” sorusuyla mümkün değil.
Aynı zamanda “Bugün bizimle ne kadar iletişim kurdu?”, “Nasıl oynadı?”, “Uyudu mu?”, “Kendi ihtiyaçlarını nasıl ifade etti?” gibi sorular da önemli.
Asıl tehlike ekran mı, yoksa ekranın hayatın yerini alması mı?
Bu ayrım bence tartışmanın merkezinde olmalı.
Bir çocuk 30 dakika eğitsel bir uygulama kullanıyor ve ardından ailesiyle oyun oynuyorsa, durum ile günün büyük bölümünü tek başına videolar izleyerek geçiren bir çocuğun durumu aynı değil.
Amerikan Pediatri Akademisi'nin güncel yaklaşımı da sabit bir “her çocuk için güvenli ekran saati” sayısından ziyade çocuğun yaşı, içerik, ekranın kullanım biçimi, aile ilişkileri ve ekranın başka hangi etkinliklerin yerini aldığı gibi unsurlara dikkat çekiyor. HealthyChildren.org+1
Bu yüzden “günde tam olarak kaç saat?” sorusundan önce şunlara bakmak daha anlamlı:
- Ekran çocuğun uykusunu bozuyor mu?
- Ekran yüzünden oyun ve hareket azalıyor mu?
- Çocuk ekran dışında insanlarla iletişim kuruyor mu?
- Ekran kapatıldığında olağanüstü düzeyde zorlanıyor mu?
- Ekran, ebeveynle etkileşimin yerini mi alıyor?
- Kullanılan içerik çocuğun gelişimsel düzeyine uygun mu?
- Ekran bir iletişim veya öğrenme aracı olarak mı kullanılıyor?
Peki otizm varsa “düzelir” mi?
Burada kullandığımız dil bile önemli.
Otizm, “ekranı azaltınca ortadan kalkacak” bir hastalık olarak ele alınmamalı. Dünya Sağlık Örgütü otizmin farklı ihtiyaç ve yetenekleri olan geniş bir grup insanı kapsadığını ve bazı bireylerin bağımsız yaşayabilirken bazılarının yaşam boyu desteğe ihtiyaç duyabileceğini belirtiyor. Dünya Sağlık Örgütü
Bununla birlikte gelişim değişebilir.
Çocuk iletişim becerilerini geliştirebilir, günlük yaşam becerileri kazanabilir, davranışlarını düzenlemeyi öğrenebilir ve eğitimsel desteklerden fayda görebilir. Dünya Sağlık Örgütü de otizmle ilişkili ihtiyaçlarda davranışsal, psikososyal, konuşma ve diğer destekleyici müdahalelerin kullanılabildiğini belirtiyor. Dünya Sağlık Örgütü
Bu nedenle ailelerin hedefini “otizmi yok etmek” yerine çocuğun iletişim, bağımsızlık, öğrenme ve yaşam kalitesini artırmak üzerine kurması daha gerçekçi olabilir.
Ne zaman uzman değerlendirmesi düşünülmeli?
Bir çocukta konuşma gecikmesi, ismine tepki vermeme, sosyal etkileşimde belirgin farklılık, tekrarlayıcı davranışlar veya gelişimsel becerilerde gerileme fark ediliyorsa yalnızca ekranı kesip aylarca beklemek yerine çocuk doktoru ve gerektiğinde gelişimsel değerlendirme konusunda uzman sağlık profesyonellerinden yardım almak daha güvenlidir.
Özellikle daha önce kazanılmış becerilerin kaybedilmesi gibi bir durum varsa “ekrandandır, geçer” şeklinde düşünmek doğru olmaz.
Ekranı azaltmak ise değerlendirmeyi bekleyen bir aile için bile günlük yaşam açısından makul bir düzenleme olabilir. Fakat bunu bir “otizm tedavisi” olarak görmek başka bir şeydir.
Bu tartışmada güçlü ve zayıf taraflar neler?
“Ekran çocuk gelişimini etkileyebilir” görüşünün güçlü tarafı, ekranın uyku, fiziksel aktivite, sosyal etkileşim ve oyun gibi önemli alanların yerini alabileceğine ilişkin genel gelişimsel kaygıların bilimsel olarak araştırılıyor olmasıdır. American Academy of Pediatrics
Zayıf tarafı ise bu ilişkiden doğrudan “ekran otizme neden olur” sonucuna atlamaktır.
“Ekranın otizmle hiçbir ilgisi yoktur” görüşü de fazla kesin olabilir. Çünkü araştırmalar ekran kullanımı ile otizm özellikleri arasında çeşitli ilişkiler bildirmiş durumda. PubMed+1
Ancak bunun zayıf tarafı, ilişkiyi nedensellik olarak yorumlamaktır.
Bence en bilimsel yaklaşım iki uçtan da uzak durmak:
Ne “ekran kesinlikle otizm yapar” demek, ne de “ekranın hiçbir önemi yok” demek.
Kendimize hangi soruları sormalıyız?
Çocuğunuzun ekran kullanımını değerlendirirken belki de şu sorular daha faydalı olabilir:
Çocuğum ekran izlediği için mi sosyal iletişimden uzaklaşıyor, yoksa zaten zorlandığı için ekrana mı yöneliyor?
Ekranı azalttığımda hangi beceriler gerçekten gelişiyor?
Ekranı tamamen kaldırmak mı, yoksa kullanım biçimini değiştirmek mi daha doğru?
Çocuğum ekran dışında ne kadar konuşuyor, oynuyor, hareket ediyor ve benimle etkileşim kuruyor?
Gördüğüm değişiklik gerçekten gelişimsel bir ilerleme mi, yoksa yalnızca ekranın yarattığı davranışsal uyarılmanın azalması mı?
Ve belki en önemlisi:
Çocuğumu “normalleştirmeye” mi çalışıyorum, yoksa onun iletişim kurabilmesini, öğrenebilmesini ve daha iyi bir yaşam sürdürebilmesini mi hedefliyorum?
Bu soruların cevabı her çocukta farklı olacaktır.
Sonuç olarak, ekranı azaltmak bazı çocuklarda belirgin olumlu değişiklikler yaratabilir; fakat mevcut bilimsel kanıtlar “ekran otizme neden olur ve ekran bırakılınca otizm düzelir” şeklinde bir sonuca izin vermiyor. Araştırmalar arasındaki farklılıklar, ters nedensellik ve diğer gelişimsel faktörler dikkate alınmalı. AAP+2PubMed+2
Bence ebeveyn açısından en sağlıklı yaklaşım, ekranı şeytanlaştırmadan ama küçümsemeden değerlendirmek. Ekranın çocuğun hayatında ne kadar yer kapladığı kadar, hangi şeylerin yerini aldığına bakmak gerekiyor.
Çünkü bazen mesele tabletin kendisi değil; tablet yüzünden kaçırılan oyun, sohbet, uyku, hareket ve insan ilişkileri olabilir. Bazen de tam tersine tablet, çocuğun dünyayla bağlantı kurmasını sağlayan değerli bir araç olabilir.
İki ihtimali de görebilmek, “ekran otizmi” gibi kolay ama fazla kesin açıklamalardan daha bilimsel bir başlangıç noktası gibi görünüyor.