Emrullah Büyük nereli ?

Simge

New member
Emrullah Büyük Nereli? Ordu’dan Başlayan Bir Görev Yolculuğunun Hikâyesi

Emrullah Büyük Nereli? Bir İsimden Yola Çıkıp Bir Hayat Hikâyesine Bakmak

Geçenlerde bir forumda “Emrullah Büyük nereli?” sorusuna rastladım. İlk bakışta cevabı tek cümlelik bir soru gibi duruyor: Emrullah Büyük, 1973 yılında Ordu’nun Perşembe ilçesinde doğmuş. Fakat insan bazen bir yer adının peşine düşünce, yalnızca doğum yerini değil, o kişinin hangi yollardan geçtiğini de merak ediyor.

Ben de bu sorunun peşinden giderken kendimi Karadeniz’in yağmurlu yollarından başlayıp Türkiye’nin farklı şehirlerine uzanan uzun bir hikâyenin içinde buldum.

Üstelik burada önemli bir ayrıntı var: Aşağıdaki anlatım, kamuya açık biyografik bilgilerden hareketle kurgulanmış bir forum hikâyesidir. Diyaloglar ve sahneler gerçek bir kişinin yaşadığı olaylar olarak değil, biyografik bilgileri anlamlandırmak için oluşturulmuş edebî anlatım olarak düşünülmelidir.

Peki, bir insanın doğduğu yer onun hikâyesini ne kadar anlatır?

Belki de asıl soru budur.

Bölüm 1: Perşembe’de Başlayan Yol

1973 yılında Ordu’nun Perşembe ilçesinde bir çocuk dünyaya geliyor.

Karadeniz kıyısında doğan bu çocuğun ileride Türkiye’nin farklı bölgelerinde görev yapacağını, yıllar sonra general rütbesine kadar yükseleceğini ve mesleki hayatının Moskova’ya kadar uzanacağını o günlerde kim bilebilirdi?

Kamuya açık biyografilerde Emrullah Büyük’ün Ordu’nun Perşembe ilçesinde doğduğu ve ilk ve ortaokul eğitimini burada tamamladığı belirtiliyor.

Perşembe deyince benim zihnimde önce deniz beliriyor. Karadeniz’in bazen sakin, bazen sert yüzü… Yağmurun bir anda bastırdığı yollar, kıyıda birbirine karışan balıkçı tekneleri, yamaçlara kurulmuş evler…

Elbette bunların Emrullah Büyük’ün çocukluğunda nasıl olduğunu kesin olarak bilemeyiz. Fakat biyografilerdeki ilk adresin Perşembe olması, hikâyenin coğrafi başlangıcını açıkça gösteriyor.

Bir forum arkadaşımız o sırada şöyle sorardı belki:

“İnsan doğduğu yeri gerçekten yanında taşır mı?”

Bence bu sorunun cevabı, yalnızca memleket meselesiyle ilgili değil.

Çünkü insan bazen doğduğu şehri değil, doğduğu şehirde öğrendiği bazı alışkanlıkları taşır. Disiplin, dayanıklılık, merak, aile bağları, çalışma anlayışı… Bunların hangisinin nereden geldiğini dışarıdan kesin olarak söylemek mümkün değildir.

Ama yolculuğun başladığı yeri biliyoruz:

Ordu – Perşembe.

Bölüm 2: Karadeniz’den Askerî Eğitime

1987 ile 1991 yılları arasında Maltepe Askeri Lisesinde eğitim gören Büyük, daha sonra Kara Harp Okulunda öğrenim gördü ve 1995 yılında teğmen rütbesiyle mezun oldu.

Burada hikâyenin ikinci perdesi açılıyor.

Bir tarafta Karadeniz’in küçük bir ilçesinde başlayan çocukluk, diğer tarafta artık ülkenin askerî eğitim sisteminin merkezlerinden geçen gençlik yılları…

İstanbul, Ankara, eğitim, disiplin ve mesleki hazırlık.

Sonrasında Tuzla Piyade Okulu, Foça Komando Okulu ve Ankara Beytepe Jandarma Okullar Komutanlığında eğitimler geliyor.

Hikâyeyi zihnimizde canlandırdığımızda karşımıza genç bir subay çıkıyor.

Önünde haritada yüzlerce kilometre var.

Fakat henüz bilmiyor ki kariyeri boyunca yalnızca şehir değiştirmeyecek; Türkiye'nin farklı toplumsal ve coğrafi gerçeklikleriyle de karşılaşacak.

Bingöl’ün Kiğı ilçesi…

Ankara…

Çorum…

Van’ın Gevaş ilçesi…

Mersin’in Silifke ilçesi…

Siirt’in Eruh ilçesi…

Çanakkale…

Hatay…

Siirt…

Muğla…

Ve sonunda Moskova.

Bu isimleri art arda yazınca bile bir Türkiye haritası ortaya çıkıyor.

Bölüm 3: Erkekler Çözüm Odaklı, Kadınlar Empatik mi? Hikâyenin Asıl Sorusu Burada

Burada özellikle üzerinde durmak istediğim bir nokta var.

İnsan hikâyelerinde erkekleri yalnızca “çözüm üreten”, kadınları ise yalnızca “duygusal ve empatik” göstermek kolaydır. Fakat gerçek hayat bu kadar basit değildir.

Bu hikâyede de karakterleri böyle kalıplara sıkıştırmak yerine farklı yaklaşım biçimlerini yan yana düşünmek daha anlamlı.

Kurgusal olarak düşünelim.

Bir görev merkezinde aynı problemle karşılaşan iki kişi olsun: Murat ve Derya.

Murat hemen masaya haritayı açıyor.

“Önce seçenekleri çıkaralım. Sonra riskleri sıralayalım. En uygulanabilir planı seçelim.”

Derya ise başka bir noktaya bakıyor.

“Plan önemli ama o bölgede yaşayan insanların ne düşündüğünü biliyor muyuz? İnsanların güvenini hesaba katmadan hazırlanan plan sahada neden karşılık bulmasın?”

Murat susuyor.

Derya da haritaya bakıyor.

Bir süre sonra ikisi aynı şeyi fark ediyor:

Çözüm ile insan ilişkisi birbirinin alternatifi değil.

İyi bir plan bazen strateji gerektiriyor, bazen dinlemeyi.

Bu yüzden erkeklerin stratejik, kadınların empatik olduğu gibi kesin bir ayrım yapmak yerine, bu özelliklerin bireylere göre değiştiğini kabul etmek daha gerçekçi.

Üstelik güvenlik, kamu yönetimi ve kriz yönetimi gibi alanlarda teknik çözüm kadar iletişim, toplumsal hassasiyet ve yerel ilişkiler de önem taşıyor.

İşte hikâyenin bize bırakabileceği ilk düşünce bu:

Bir sorunu çözmek ile insanı anlamak arasında gerçekten bir seçim yapmak zorunda mıyız?

Belki de iyi yönetim, ikisini aynı masada buluşturabilmektir.

Bölüm 4: Türkiye Haritasında Bir Görevden Diğerine

1997’de Bingöl’ün Kiğı ilçesinde Jandarma Asayiş Komando Bölük Komutanlığı göreviyle başlayan kariyer, farklı görevlerle devam ediyor.

Kamuya açık özgeçmişlerde Büyük’ün daha sonra Ankara ve Çorum’da komando bölük komutanlığı yaptığı; Beytepe’de eğitim görevinde bulunduğu; ardından Gevaş, Silifke ve Eruh’ta ilçe jandarma komutanlığı görevlerini yürüttüğü aktarılıyor.

Burada dikkat çekici olan yalnızca görevlerin sayısı değil.

Türkiye’nin farklı bölgelerinde görev yapmak, aynı zamanda farklı toplumsal çevrelerle karşılaşmak anlamına geliyor.

Karadenizli bir çocuk olarak başlayan hikâye, Doğu Anadolu’nun dağlık coğrafyasına, İç Anadolu’nun başkent ortamına, Akdeniz’in kıyı ilçelerine ve Güneydoğu Anadolu’nun kendine özgü toplumsal yapısına uzanıyor.

Bir görev yerinde insanlar sizi “dışarıdan gelen komutan” olarak görebilir.

Başka bir yerde ise zamanla mahallenin, ilçenin veya kurumların gündelik hayatının bir parçası hâline gelirsiniz.

Kurgusal hikâyemizde Derya bir akşam şöyle soruyor:

“Bir ilçeyi yönetmekle bir ilçeyi tanımak aynı şey mi?”

Murat bu kez hemen cevap vermiyor.

Çünkü soru basit görünse de değil.

Harita üzerinde çizgiler vardır.

Ama insanların hayatında çizgiler o kadar belirgin değildir.

Bir köy yolu, bir aile hikâyesi, ekonomik koşullar, eğitim, geçmişte yaşanan olaylar ve yerel kültür birbirine karışır.

Kamu görevi tam da bu nedenle yalnızca emir-komuta zincirinden ibaret değildir. Toplumu tanımak, iletişim kurmak ve kurumlar arasında koordinasyon sağlamak da önem taşır.

Bölüm 5: Masa Başındaki Harita ve Sahadaki İnsan

Emrullah Büyük’ün kariyerinde bir başka dikkat çekici dönem, 2012-2017 arasındaki Jandarma Genel Komutanlığı görevleri.

Kamuya açık özgeçmişlerde 2012-2014 arasında Harekât Başkanlığı Cari Harekât Şube Vardiya Amirliği, 2014-2017 arasında ise Asayiş Başkanlığı Suç Analiz ve Değerlendirme Şube Müdürlüğü yaptığı belirtiliyor.

İşte burada hikâyenin mekânı değişiyor.

Dağ yollarından ve ilçe merkezlerinden karargâh ortamına…

Sahadan analiz masasına…

Bir olayın yalnızca meydana geldiği yere değil, veriler arasındaki ilişkilere bakılan bir dönem.

Kurgusal karakterimiz Murat burada yeniden karşımıza çıkıyor.

Önünde tablolar var.

“Şu bölgede olay sayısı artmış.”
 
Üst